SARIKAMIŞ’IN AYAZI YÜZÜZÜ YALIYOR 
Sonra biraz uykum gelir gibi oluyor. Dalıp gidiyorum belli belirsiz görünen köy ışıklarına bakarken, yine kondüktörün ‘’Sarıkamış kalmasın’’ sesiyle uyanıyorum. Ortalık karanlık. İniyoruz trenden. Sarıkamış’ın o meşhur ayazı şöyle bir yalıyor yüzümüzü. Her yer kar, buz. Üç beş araba yolcu karşılamaya gelmiş, onlar da yolcularını alıp hemen gözden kayboluyor. Kalıyoruz bir başımıza. Sonra bir bakıyorum yaşlı bir amca var ilerde o da istasyondan aşağı doğru yürüyor. Yanına yaklaşıp ‘’amca Sarıkamış merkeze nasıl gideriz? Bir taksi falan yok mudur?’’ diyorum. 
Şöyle yüzüme sertçe bakıp ‘’Haramdır buradan taksiye verilecek para, iki dakikalık yol, yürüyeceğiz. Taksi de neymiş’’ diyor. 
Peki deyip peşine takılıyoruz. Bu arada İhsan abim amca ismin ne, nerden geliyorsun diye soruyor. ‘’Adım Hayrettin, Kayseri’den geliyorum aslen Sarıkamışlı’yım 80 yaşındayım, gardaşım hastanede yatır. Onu ziyarete geldim’’ diyor. 
Kaç çocuk var diyoruz,  ‘’6 erkek, 3 gız toplam 9 çocuk var. Daha da olurdu da yaşlandık yavv ‘’diyor gülerek. Hayrettin abiyle tam yarım saat yürüyüp Sarıkamış merkeze geliyoruz. Vedalaşıp ayrılıyoruz. Bizi Sarıkamış merkezde meşaleler karşılıyor. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar toplanmış, ellerinde meşale, dillerinde salavat 103’üncü yılında Sarıkamış şehitlerini anıyorlar. Bir kez daha şükrediyoruz bu vatanın şehitlerini unutmayan evlatlara sahip olduğuna.     

SARIKAMIŞ BİZİ KUCAKLADI 
Ertesi sabah işimiz çok. Hemen Sarıkamış Öğretmenevi’ne geçip dinlenmeye çekiliyoruz. Öğretmenevi personeli o kadar yardımsever ve dost canlısı ki, Sarıkamış’ın havası kadar halkının da ne kadar temiz olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Özellikle resepsiyondaki Fevzi bey, benzeri az görülür bir insan. 
Başta dediğimiz gibi, Şüheda’nın izindeyiz. Biz Şüheda’nın izindeyiz ama Sarıkamış halkı da binlerce kilometre uzaktan şehitleri anmak için gelen bizlere hizmet için adeta yarış halinde. Burada İlçe Milli Eğitim çalışanı Yaşar kardeşimizden bahsetmeden geçemeyeceğim. Gece gündüz demeden beni ve ekibimi yayın noktalarına taşıdı. Ne zaman ‘’yoruldun Yaşar abi’’ desem cevabı ‘’bizde düstur, hizmet edene hizmet edilirdir, ne zaman isterseniz emrinizdeyim’’ oldu. Allah-ü Teala ondan razı olsun.  
İlk durağımız Sarıkamış Kayak Pisti yakınına yapılan şehitlerin buzdan heykelleri oldu. Gerçekten özenle yapılmış bir anıt. Ardından TRT1’in en önemli yapımlarından Pelin Çift hanımın sunduğu Gündem Ötesi – Sarıkamış Özel programının canlı yayınını gerçekleştirdik. Gerçekten Sarıkamış ruhuna uygun harika bir program oldu. 
Ertesi gün benim için en anlamlı günlerden biriydi. Anadolu’nun dört bir yanından gelen binlerce insan sabahın erken saatlerinden itibaren Sarıkamış Şehitler Tepesi’nde buluşup salavatlar eşliğinde şehit dedelerini ziyaret ettiler. 
Binlerce insan buradaki buluşmanın ardından ellerinde bayraklar, ağızlarında salavatlarla bundan 103 yıl önce vatan savunması için gelip Allah-ü Ekber Dağları’nda şehit olan dedelerinin izinden 5 kilometrelik yolu yürüdüler. Bu  yol üzerinde kar kamuflajıyla nöbet tutan askerlerimiz göğsümüzü kabarttı. O kutlu yolda askerlerimize sarılanlardan tutun, hatıra fotoğrafı çektirenlere, gözyaşı dökenlerden ellerini açıp dua edenlere kadar her türlü manzarayı görmeniz mümkündü. Öylesine büyük bir duygu seli vardı ki, dağdaki -20 derece soğuğu hisseden hiç kimse yoktu desek yeridir. 
Yol üstünde yürüyenlere çay ikram etmeye çalışan Sarıkamış’ın o yüce insanlarını da unutmamak lazım. Hele bir İbrahim Yıldız abiyle karşılaştık ki kendisinin sözleri bizi gözyaşlarına boğdu. İbrahim abimiz bir bakkal. Selam verip dükkanına girdik. Önce selamımızı almadı. Şöyle dikkatlice bakınca dudaklarının kıpırdadığını, bir şeyler okuduğunu anladım. Biraz bekledikten sonra selamımızı aldı İbrahim abi ve ‘’biraz meşguldüm kusura bakmayın’’ dedi.  
 ‘’Ne kusuru, bize de dua et, bize şuradan 2 şişe su verirsen hemen gidelim’’ dedim, ‘’yok olmaz. Veremem’’ dedi. Şaşkın bakışlarımızı görünce ‘’önce bir çayımızı içeceksiniz. Sonra nereye giderseniz gidin’’ dedi. İbrahim abi etme acelemiz var dediysek de dinletemedik. ‘’Siz binlerce kilometre öteden 90 bin şehidimize bir Fatiha okumak için gelmişsiniz, biz size bir bardak çay ikram edemeyeceğiz öyle mi?’’ dedi. Sözün bittiği yer işte burası oldu. Duygular coştu, gözyaşları sel oldu. 
Sarıkamış, böyle güzel insanları, tatlı hatıralarıyla gönlümüzde çok nadide bir yere sahip oldu. Ayrılmak zor oldu ama saat 08:00’de kalan Doğu Ekspresi’ni de kaçırmamak lazımdı. Tatlı hatırlarla Sarıkamış’a veda ettik.      
 -BİTTİ-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner25

banner12

banner26

banner11