Çetin bir Süper Lig macerası daha başlıyor ve iki yıldır Süper Lig’de tutunma gayretlerinin karşılığını alan Turuncu-Yeşil sevdamız, Süper Lig’deki üçüncü yılına çıkıyor. Hatta bu üçüncü yıl, deplasmanda oynanan Sivasspor maçıyla başladı.

Hayallerimiz üç puandı ve aşkımız sahadaydı. Kadro açıklandığında ise zannediyorum benim gibi birçoğunuz, benimle aynı şaşkınlığı yaşadı. Transfer döneminde adı sürekli tekrarlanan Emre Akbaba, ilk on birde yoktu. Yerine Felipe Agusto uygun görülmüştü. 

Mesut Bakkal’ı tanırız, severiz ve kendisine saygı duyarız. Hatta Mesut  Hoca’ya saygımız biraz da minnet duygumuzdan beslenir ki, Alanyaspor’un Süper Lig’deki üçüncü yılına başlamasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir bu minnet duygumuz. 

Vardır bir illası, kabilinden zirveye tırmanmış heyecanımızla birlikte karşılaşmayı izlemeye başladığımda içimde bir ürperti peyda oldu. 

Benim gözümde Alanyaspor’a gelmiş en iyi oyuncu olan Isaac Sackey’in, emekli dünya yıldızı Robinho’yu sahada bitirmesi, doksan dakikanın akıllarda kalan en önemli varyasyonlarından biriydi. Sackey’le baş edemeyeceğini anlayan Robinho, yoluna başka alanlarda devam etme kararı aldığında, Sivasspor’un orta sahadaki baskı anlayışını Sackey’le çözdüğümüzü anladım. 

İşler bizim adımıza iyi gidiyordu. Zira Sackey kıskacından kaçan Robinho, oyuna o korkulan ağırlığını koyamadı. Fakat Alanyaspor’un da pozisyon üretmekte zorlandığı da aşikârdı. Yakalanan çok ama çok önemli iki pozisyonda Campos’un bencilce davranışlarına akıl sır erdirmek mümkün olmuyordu. Alanyaspor savunması Çanakkale Geçilmez’i oynarken, orta sahası daha çok saklambaç oynamayı tercih ediyordu. Hele de Emre Akbaba yerine tercih edildiğini düşündüğüm Felipe Agusto, inanılmaz pas hatalarıyla el freni vazifesini birebir ifa eder gibiydi. 

Sadece Felipe değildi elbette. Dedim ya Alanyaspor orta sahası, düpedüz saklambaç oynuyordu. Atak için gereken paslar imkânı yok yerini bulmadığı gibi kaybedilen her top, oldukça tehlikeli ataklar halinde önce savunmayı, sonrasında kaleci Haydar’ı zorluyordu. Hatta Tzavellas’ın bir ara gerçekten sigortaları attı.
Haydar demişken, kim ne derse desin bu maçın adamıdır. Öyle iki top çıkardı ki, yüreklerimiz ağızlarımıza geldi. 
Emre’nin oyuna alınmasıyla takım halinde top yapmaya başlasak da, bana göre oyunda tutulması gereken isim Agusto değil, Efecan olmalıydı. Doksan dakika oyunda tutulması gereken Bobo’yu paslarıyla besleyecek kurum, Efecan-Emre A.Ş.’den başkası değildir. 

Mesut Bakkal’ın Sivasspor karşısındaki tercihleri beni memnun etmedi. Kaybedilen üç puanın yarısını Mesut Hoca’ya, yarısını da bencilce tavırları yüzünden Campos’a yazıyorum.

Unutmadan savunmamızın belkemiği Welinton’un sakatlanması canımızı sıksa da, umarım Ankaragücü maçına kadar düzelir. Onsuz savunma epeyce sıkıntı yaşayacağa benziyor.  

Pazar günü rakibimiz Ankaragücü. Hırslı bir taraftara sahip hırslı bir ekip. Yani oldukça tehlikeli bir konuk. Her ne kadar yeni oluşturulmuş bir kadroya sahip olsalar da, mazisi oldukça eski olan bu kulübe karşı Sivas’ta yapamadığımız siftahı yapma vakti. 

Mesut Bakkal’dan tek dileğimiz, bu kez şapkadan tavşan çıkarmaya uğraşmaması…

Haydi selametle…   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner25

banner12

banner26

banner11