|
Ülkemizin yüksek iç taleple hızlı büyüdüğü bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan tüketim harcamaları, diğer taraftan özel kesimin yatırım harcamalarının bu büyümenin itici gücü olduğu görülüyor. Bu harcamaların finansmanında banka kredilerinin oynadığı rol, bankalarımızı hedef tahtası haline getirmiş durumda... Türkiye’nin tasarruf ettiğinden daha fazlasını harcamasının neden olduğu cari açık, bu harcamaların finansmanında etkin rol oynayan bankaların aktif kompozisyonu içinde kredilerin payının artmasına neden oldu. Özellikle 2010 yılında bankacılık sisteminde kredi büyümesinde görülen rekabet ortamı hanehalkı ve özel kesim için çok cazip maliyetlerle borçlanma imkanı sağladı. Cari açığın kredi büyümesine paralel hareket etmesi (bkz.tablo) ekonomi yönetimini harekete geçirdi.. Bugüne kadar yapılanlara gelince... Önce Merkez Bankası’nın, bankacılık sektörünün kaynak maliyetlerini arttırmaya yönelik munzam karşılık oranlarını arttırması, hemen ardından BDDK’nın kredi genel karşılıklarını arttırması son birkaç haftada kredi faizlerine yansımaya başladı. kredi büyümesinin %25’ in üzerinde olmaması gerektiğine ilişkin hükümet ve bddk tarafından gelen uyarılar, kaynağa ulaşmada tüketici ve reel kesime %40’lara yakın bir maliyet artışını gündeme getirdi. Geçtiğimiz yıl %34 seviyesinde büyüyen krediler bu yıl beklendiği gibi %25 büyüme ile sınırlı kalacak. Artık bu görüldü.. Güçlü iç talebin bankalar üzerinden düşürülmeye çalışılması, yukarıda bahsettiğim para politikası araçlarını, daraltıcı maliye politikalarının izlememesi bu konunun nasıl hassas bir dengede götürüldüğünü gösteriyor. Mayıs ayı cari açık rakamının 12 aylık bazda 68milyar usd’ye gelmiş olması sadece mutlak büyüklük olarak değil, bu rakamın gsyih’ya oranında da %9 lara doğru ilerlenmesi endişeleri iyice arttırmış durumda.
Piyasa oyuncularından bazılarının, bazı ekonomistlerin, yüksek faiz lobilerinin para politikası faizlerinin artırılmasına yönelik talepleri, dışarıdan kısa vadeli sermaye girişinin daha da artacağı düşüncesiyle karşılanmadı. Zira, ekonomiyi soğutmaya çalışırken, bankalar aracılığıyla iç talebin düşürülmeye çalışıldığı bir ortamda bu uygulama, sıcak para girişi ile iç talebi uyaracak etkiler yaratacaktır.. Peki, cari açığın bir anlamda en önemli nedeni olarak gösterilen bankacılık sektörü açısından bakınca yeni düzenlemeler sonrasında oluşan faiz marjları, bu regulasyonları bu ölçüde öngörmeyen Türk Bankacılık Sistemi tarafından nasıl satın alınacak? Oyunu daha stratejik oynamanın zamanı geldi. Yeni düzenlemeler sonrasında şekillenen piyasa, bankalarımızı nasıl bir bilanço kompozisyonu ve hangi stratejilere doğru yöneltecek. Sonraki yazılarımızda ele alacağız...
Tüm Yazıları
|