|
Kuran’ı Kerim’in hiçbir yerinde müziğin, heykelin, resmin yasaklandığına veya kötü bir uğraş olduğuna dair tek bir izah yoktur. Oysa mezheplerin İslam’ı Allah’ın yaratışındaki güzellikleri, hayatın neşesi, tadı, Allah’ın insanlara rahmeti olan sanatın birçok kolunu yasaklayıp, kendi karanlık dünyalarını başkalarına da uygulamak istemişlerdir tarih boyunca…“Sıradan insanlar fark yaratamaz farkı farklı insanlar yaratır” sözü her şeyi anlatır aslında… Onlar farklılar, marjinaller, benzersizler, birçok konuda hayatı uçlarda yaşıyorlar belki… Çünkü onlar özel yetenekler…
Fazıl Say, Bedri Baykam, Mehmet Aksoy ve diğerleri… Aslında sayıları hiç de az değil, ama nüfusa oranla azınlıkta kalan sanatçılar için yapılan bazı olumsuz yorumlar insanın kanını donduruyor gerçekten…
Farklı olmanın bedeli ağırdır. Farklı olmak çoğu zaman yalnız bir hayatı gerektirir. İnsanlara açıklama yapmaktan yorgun düştüğünde, kaçıp uzaklara sessizliğe sığınmak ister birçoğu… Son yıllarda herkes sanatçı, herkes sanat eleştirmeni kesildi başımıza… Bir sanat eleştirmeninin görevi, insanların dikkat etmedikleri şeyleri görerek, açıklayarak ve ilişkileri çözümleyerek, anlamlarını yorumlayarak, toplum için önemini yargılayarak bir sanat yapıtının anlaşılmasına yardımcı olmaktır. Ama maşallah en son Cin Ali serisini okumuş olan nice insanımız sanat eleştirmenliğine soyunmuş durumda!
Sanat felsefesi özel bir kavramdır ve sadece sanattaki güzelle ilgilenir. Estetik hem doğadaki güzel ile hem de sanattaki güzel ile ilgilendiğinden sanat felsefesinden daha geniştir. İnsanda hoş duygular uyandıran, güneşin batışı, kıyıya vuran dalgalar estetiğin konusu olabildiği halde sanat felsefesinin konusuna girmez. Sanat değeri taşıyan bir tablo ise hem sanat felsefesinin hem de estetiğin konusuna girer. Sanat felsefesinin temel kavram ve problemleri, estetiğin de temel kavram ve problemleridir.
Sanat eseri, eşsiz, kendine özgü, nitelikleriyle tektir. Çünkü sanatçı, eserini ortaya koyma sürecindeki duygularını bir kez yaşayabilir, yineleyemez. Mehmet Akif, İstiklal marşını yazarken yaşadığı duygularını bir defalık yaşamıştır. Bu nedenle “İstiklal marşını tekrar ben bile yazamam” demiştir. Buna göre seri olarak üretilen nesneler sanat eseri olarak nitelenemezler.
Sanat eseri bilimsel bir gerçek değildir. Bilimsel yargıların objektif bir niteliği olduğu yerde estetik yargılar özneldir, insanlara göre değişir.
Bir sanat eseri kimine göre paha biçilemez olurken kimine göre son derece anlamsızdır. Sanatçı kolay yetişen biri değildir, eseri beğenmeseniz bile o esere emek verene saygı duymanız gerekir. İnsan emeğinin değerine paha biçilemez. Hele ki ortaya çıkarılan bir sanat eseriyse parayla falan da ölçülemez.
Biz en iyisi bütün sanatçıları ve eserlerini toplu olarak yakalım, parçalayalım, sövelim… Böylelikle rahata ereceğiz galiba... Nedir bu sanat ve sanatçı düşmanlığı? Bir insan sizinle aynı pencereden hayata bakmıyor diye, birçoğunuzun anlayabileceğinin ötesinde bir sanat eseri üretiyor diye onun ölmesi mi gerekli?
Delirdiniz mi yahu?
Şu at gözlüklerinizi biraz çıkarın da interneti sadece chat yapmak için kullanmanın ötesine geçin ve dünyadaki sanat akımlarını araştırmayı deneyin birazda!
Tüm dünyada bu kadar değerli sanatçıları olan ama o yetenekleri bu kadar dışlayan, hor gören hatta ölmesini temenni eden bir başka toplum var mı inanın merak ediyorum. Bir tiyatrocu, heykeltıraş ya da ressam aynı zamanda bir dolandırıcı olabilir. Böyle bir insan dolandırıcılıktan tutuklanınca bunun adı sanat düşmanlığı mı olur? Bir edebiyatçı karısını öldürme şüphesiyle gözaltına alınınca yazarları gözaltına alıyorlar, bunlar kültür düşmanı mı dersiniz? Elbette hayır!
Demek istediğimin ne olduğunu umarım anlatabilmişimdir! Sanat, teknoloji ve medeniyetten daha çok kültür meselesidir. İnsanları mantarlardan ayıran bir farkımız olmalıdır. Değil mi?
Tüm Yazıları
|