Yazar

muammeroytan@haberalanya.com.tr

35 makale bulunmakatadır

YASİN SÛRESİNİN FAZİLETİ.

23:45 - 19 Haziran 2017

+A

-A

 
İbn Hıbbân’ın rivayetine göre Peygamberimiz(s.a.s.): “Kim Allah rızası için geceleyin Yasin sûresini okursa bağışlanır.”( Münzirî,II,446). “Her şeyin bir kalbi vardır, Kur’an’ın kalbi de Yasin’dir. Kim Yasin’i okursa, Allah O’na, okunan Yasin sebebiyle Kur’an’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.” Buyurmuştur. ( Tirmizî, Fedailü’l Kur’an,7) 
 
ABDEST ALMANIN FAZİLETİ.
Sahabeden birisi, “Yâ Resûlallah bana abdest hakkında bilgi verir misin !” dedi. Peygamberimiz de şunları söyledi: “İçinizden hanginiz abdest almaya başlar, ağzına ve burnuna su verirse, ağzına ve burnuna verdiği su geri akınca o su ile birlikte ağzının ve burnunun günahları da akar gider. Arkasından yüzünü yıkayınca geriye akan su ile birlikte yüzünün günahları da akar gider. Sonra kollarını dirseklere kadar yıkayınca parmak uçlarından akan sularla birlikte ellerinin günahları da akar gider. Arkasından başını mesh edince saçlarının ucundan akan sularla beraber başının günahları da akar gider. Sonra ayaklarını topuklarına kadar yıkayınca geriye akan kirli su ile birlikte günahlar da ayakları üzerinden akar gider. Daha sonra kul ayağa kalkar, Allah’a lâyık olduğu şekilde hamd-ü sena eder; arkasından iki rekat namaz da kılarsa anasından doğduğu günkü gibi tüm günahlarından arınır.” buyurdu.( Ebûl-Leys Semerkandî, Sohbetler,s.254)
 
 
MÜMİN KİŞİ TEMİZ OLMALIDIR.
Temizlik; İslâm dininin en önemli özelliklerinden biridir.En büyük ibadet olan namazın asla vazgeçilmez bir şartıdır.
İslâmda temizlik, biri beden, diğeri ruh temizliği olmak üzere ikiye ayrılır:
Bedenî temizlik(maddî temizlik); vücut temizliğinden elbise, mesken, mutfak, mefruşat,yatak, çevre, hava-tabiat-deniz-akarsu temizliğine kadar uzanan temizliği kapsar.
Ruhî temizlik: İslâmda asıl olan ruh temizliğidir. Bütün emirlerin, yasakların  ve hükümlerin esas maksadı, kalbin tasfiyesi ve ruhun temizlenmesidir.Ruh temizliği olmadan ruh sağlığına kavuşmak mümkün değildir. Şeytana uyarak ve azgın nefsin peşine düşerek aşağılık arzuların tatmin edilmesi suretiyle kirletilen ruh, kendisine bulaşmış olan kir ve pislikten kurtulmadıkça huzura kavuşamaz:Kin, nefret, hırs, tamah, haset, bencillik, sevgisizlik, menfaatperestlik, kötülük etmek, tahrip etmek, kirletmek, doğanın dengesini bozmak..v.b. zararlı tutum ve davranışlar ruhun kirlenmiş , paslanmış, pislenmiş olduğunu gösterir. Bu kir ve paslardan arınıp kurtulmadıkça İslâm dininin güzelliğini, hakikatlerini, yararlarını görmek mümkün değildir. Bu kir ve paslardan ruhu temizleyecek olan da ancak Allah’a mutlak iman ve ibadettir.
Bir hadiste Peygamberimiz(s.a.s), “Temizlik imânın yarısıdır!” buyurmuştur.
Allah Teâlâ, “…sizi temizlemek…için üzerinize gökten yağmur  yağdırıyordu.”(Enfal,8/11) ; “…gökten tertemiz bir su indirdik.”(Furkan,25/49) “…Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin…”(Mâide,5/6) buyurmak suretiyle temizliğin ve suyun önemini vurgulamıştır..
 
 
DÜNYA HAYATI GEÇİCİDİR 
Kitabımız Kur’anı Kerim, dünya hayatının insanı aldatan bir meta (Âl-i İmrân,3/185), Faydası ahirete göre daha az (Tevbe,9/38), bir nevî oyun, oyalanma ve eğlenceden ibaret (Enam,6/32) olduğunu açık şekilde bildirmektedir. Peygamber Efendimiz de dünya hayatında kendisini bir yolcu gibi görmüş, ebedî hayatı unutmayarak ona göre hazırlık yapmış ve ümmetine de bunu tavsiye etmiştir. O’na göre dünya hayatı, uzun bir yolculuk esnasında gölgelenmek için, deçici olarak altında gölgelenen bir ağaç gibidir. “Muhakkak ki ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır !”(Duha,93/4) ayetinde buyrulduğu şekilde, ancak ahiret hayatı için elzem olan amellere engel olmayan bir dünya hayatının meşru, mubah, nimet ve mutluluk vesilesi olduğu unutulmamalıdır. 
“Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır…”(En’am,6/32) ayetinde belirtildiği üzere dünya hayatı gerçekten geçicidir. O halde bu dünyada kaldığımız bu geçici sürenin yararlı, anlamlı ve değerli olması için Allah’ın hoşnutluğunu ve rızasını kazanmak, O’na yakınlaşmayı umarak hayırlı ameller-işler yapmak önceliğimiz olmalıdır.Böyle bir niyet taşımadan yaşanılan hayat boş, manasız ve faydasız geçirilen bir süreden ibaret olacaktır.(Sabri Akpolat, Dünya Hayatı Geçicidir, Kur’andan Öğütler 1, D.İ.B. Yayını, s.212.). Hz.Peygamber (s.a.s), “ Kişiyi ölürken üç şey uğurlar : Sevdikleri, malı ve yaptıkları.İlk ikisi geri döner ve o yaptıkları ile baş başa kalır !” buyurmuşlardır.
 
HESAP GÜNÜNE HAZIR OLMALIDIR.
Yüce Mevlâmızın bildirdiği hesap gününde kurulacak adalet terazilerine inanmayanlar, yaptığı kötülüklerin ve hıyanetliklerin yanına kâr kalacağını zannedenler gaflet ve dalâlet içindedirler. Haklı, mutlaka hakkını alacaktır. Dünyada, adalet duygusundan yoksun olanlar yüzünden haklarını ve hukuklarını alamamış olanlar, ahirette kurulacak Mahkeme-i Kübra’da, Hesap Gününde alacaklardır. 
Buna samimiyetle inandığımız için kötülük yapmak yerine iyilik yapmanın yollarını aramak zorundayız. İnsanlar, hür iradeleri ile doğru ve yanlışı seçmekte serbest bırakılmıştır.Öyle ise herkes kendi yaptıklarından sorumludur.Kimse kimsenin günahını yüklenmeyecektir. Hiç kuşku yok ki, mümin olan insanlar da zaman zaman hata ederler, yanlış yaparlar ve haram olan işleri işleyerek günaha girerler. Girdikleri günahlar kul hakkı ile ilgili ise, kullara haklarını ödeyerek helalleşirler.Kullara karşı haklarını bu dünyada ödemezlerse, öbür dünyada ödemek zorunda kalırlar.Kazandıkları günahlar Allah hakkı ile ilgili ise, tövbe edip af dilerler. Allah dilerse tövbeleri kabul edip onları affeder, dilerse de işledikleri suça uygun cezalarla cezalandırır.Ama sonuç itibariyle herkes kendi günahının sonucuna katlanır, kimse başkasının günahından dolayı cezalandırılmaz. (Mustafa Kılıç, Hiç Kimse Başkasının Günahını Yüklenmez,Kur’andan Öğütler1,D.İ.B.Yayını , s.378-379)
 
 
İKİ AYET.
 “Biz , insana ana- babasına iyilik etmesini emrettik…!”(Ankebut,29/8)
“… sakın onlara “Öf !” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve 
 güzel söz söyle.”(İsrâ ,17/23)
 
 
ANA-BABAYA İYİLİK ETMEK  
Yüce Mevlâmız, insanoğluna, anne-babasına iyi davranmasını; önce Allah Teâlâ’ya sonra da ana-babasına şükretmesini (Lokman,31/14) emretmiştir. Çocuğu dokuz ay 10 gün karnında taşıyıp besledikten ve doğurduktan sonra, ona iyiyi, doğruyu, edebi, saygıyı, paylaşmayı, iyilik yapmayı, Kur’ân’ı, günahı-sevabı, Allah korkusunu ve sevgisini ilk öğreten annedir. Evlâdının da O’na iyi davranması kadar gerekli bir şey olabilir mi ? “İnsana da, anne-babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: ‘Bana ve anne-babana şükret. Dönüş banadır.’ ”( Lokman,31/14)
Ana kucağı sevgi, şefkât, güven ve sığınak yeridir. Ana-baba, maddi ve manevî tüm hizmetleri-yardımları karşılıksız olarak yapan, dünyanın en fedakâr insanlarıdır. Anamız- babamız; evlâdının, büyümesi, her yeni gördüğü ve yeni tanıdığı varlığı öğrenmesi için; eğitimini-öğrenimini yapması, bir meslek sahibi ve bir iş sahibi olması için; sağlıklı bir şekilde kalması ve hayata atılması için; nihayet evlenip bir aile, bir yuva kurması için; daha sonra da ailesiyle beraber mutlu olabilmesi, darlık-kıtlık-yokluk çekmemesi için maddi-manevî ellerinden geldiği kadar, fedakârca, karşılıksız şekilde yardım eden büyüklerimizdir.
Her ne yaparsak yapalım onların haklarını ödeyemeyiz. Bu bakımdan hiç olmazsa kalplerini kırmamalı, üzülmelerine sebep olmamalı, Kur’ân-ı Kerim’deki Yüce Allah’ımızın buyruğu  ile, onlara “ Öf…!” bile dememeliyiz
 
HASTA ZİYARETİNİN ÖNEMİ.
İbn Ömer’in rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Kim bir hastayı ziyaret ederse sanki Allah yolunda cihâd ederken bir gün oruç tutmuş gibi olur ki, bu bir günlük oruç, yedi yüz günlük oruca bedeldir.Kim bir cenazeyi uğurlarsa Allah yolunda cihâd ederken bir gün oruç tutmuş gibi olur ki, böyle bir günlük oruç, yedi yüz günlük oruca bedeldir.” (Ebûl-Leys Semerkandî, Sohbetler,s.496)
 
OLMAK  GEREK 
Din- inanç ağacının esas dalları, 
Kâbe’ye çıkıyor tüm dünya yolları, 
Namaz-oruç-zekât ve Hac’dır balları, 
Şeriat gülzarında gül olmak gerek !
 
Müminlerin nefsi çarmıha gerilsin, 
Bencillik testileri hemen kırılsın, 
Ehil mürşit bulunup ikrar verilsin, 
Tarikat bağında has kul olmak gerek!
 
Rüzgâra binilip Arafat’a gidilsin, 
Arş-ı Âlâ’ya el açıp dua edilsin, 
Hıçkırıp mercan gibi göz yaşı dökülsün, 
Marifet’le zikreden saf dil olmak gerek !
 
İnancı zayıf-cahil olana uyulmaz, 
İnsan-ı kâmilin sohbetine doyulmaz, 
Doğru yol bulunmazsa menzile varılmaz, 
Hakikate çıkan kalbî yol olmak gerek !
 
Hayat rüzgâr gibi hızla esip geçiyor, 
Vâdesi yetenler ol âleme göçüyor, 
Giden, ne ekerse ahrette onu biçiyor, 
OYTAN Muammer’e destek kol olmak gerek !
 
 
 
RESÛL-Ü EKREM AŞKI
Dolaşırım yâd ellerde, Kur’an daim dillerde,
Farkım yok bir şaşkından,Resûl-ü Ekrem aşkından.
 
Herkese saf selâm vermek, gülzârdan hoş gül dermek,
Nefsi çarmıha germek, Resûl-ü Ekrem aşkından,
 
Din ve imanı tanırsın,için için yanarsın,
Cennetliğim sanarsın, Resûl-ü Ekrem aşkından.
                                            
Kapansa da kara bahtı, istemez Payitahtı,
Terk eder tâcı-tahtı, Resûl-ü Ekrem aşkından,
 
Murada tezce erilir, Mevlâ nuru görülür,
Yüzün gözün sürülür, Resûl-ü Ekrem aşkından.
                                           
Gözlerinin içi güler, er-geç kavuşmak diler,
Melekler yaşın siler, Resûl-ü Ekrem aşkından.
 
 
Evliyâlara yârsın, her yerde sen de varsın,
Ne kadar bahtiyarsın, Resûl-ü Ekrem aşkından  .
                                           
Bunca Pirler-erenler, Kâbe’ye yüz sürenler,
Nur Cemâlin görenler, Resûl-ü Ekrem aşkından.
 
OYTAN Muammer esir, her daim yapar zikir,
Arşa yükselir tekbir, Resûl-ü Ekrem aşkından!
 

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Yeni Web Sitemizi Beğendiniz Mi?

ARŞİV

Hava, 10 Aralık
Alanya’deki Hava Durumu
+12

Yük.: +15° Düş.: -7°

Nem: 35%

Rüzgar: SSW - 4 KPH

                     E-GAZETE